![]() |
| Drake Denklemi |
Follow @bilimvespiritulalizm
" Yeryüzünde bu kadar uzun zamandan beri yaşam olmasına rağmen uzayın herhangi bir yöresindeki bir gözlemcinin, bu yaşamla günümüze kadar neden haberleşemediği kolayca anlaşılabilir. "
Teknik olarak gelişmiş bir uygarlık düzeyine ulaşılması, yaşamın evriminin çok küçük bir dilimini kapsar. Bu nedenle eğer galaksimizde geçmişte bizi izleyen gelişmiş uygarlıklar olsaydı, gönderecekleri mesajların yanıtlarını alamayacaklardı. Dünya’da (60) yıl öncesine kadar ciddi anlamda hiçbir güçlü radyo yayını yapılmıyordu ve bu uygarlıklar milyonlarca yıl önce var olsalardı, üzerinde yalnızca dinozorların yaşadığı bir dünya bulacaklardı.
Kuşkusuz böylesi bir uygarlık, zamanımızda çok farklı bir durumla karşılaşırdı. Acaba bu uygarlık hala varlığını sürdürüyor olabilir mi?
Kuşkusuz böylesi bir uygarlık, zamanımızda çok farklı bir durumla karşılaşırdı. Acaba bu uygarlık hala varlığını sürdürüyor olabilir mi?
Gelişmiş hiçbir uygarlığın sonsuza kadar yaşaması olası görünmemekte. Bu soru üzerinde çalışan bazı bilim insanları, bir uygarlığın ortalama yaşam süresini 1 milyon yıl olarak veriyorlar. Bu hesaba göre; evren 15 milyar yıl yaşında ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi, diğer galaksilerle birlikte 14 milyar yıl kadar önce oluştu. O halde, belki Samanyolu’nda belki de diğer galaksilerde şimdiye kadar birçok uygarlık yaşamış olabilir. Ancak, şu ana kadar hiç kimseyle haberleşme sağlanamadı.
Bilim insanları son yarım yüzyıldan beri evrim teorisi üzerinde çalışıyorlar. Bu teoriye göre, gelişen gezegenlerde, uygun çevre koşullarında yaşamın ortaya çıkması, doğal bir olgu olarak açıklanıyor. Bilimsel kanıtlar Dünya’da hayatın çok hızlı bir şekilde oluşmaya başladığı izlenimini uyandırıyor.
İşte, bütün meraklı soruları cevaplayabilmek için, 1961 yılında, Enrico FERMI’nin sorularını sormasından on yıl sonra, uzayda yaşam ihtimaline ilişkin birçok olasılığı sistematik bir şekilde değerlendirmek amacıyla, Amerikalı gökbilimci Frank DRAKE tarafından “Drake Denklemi” diye bilinen bir denklem geliştirildi.
Astronomi Gözlemevi’nde bir radyo astronom olarak çalıştığı yıllarda, teknolojik uygarlıkların sayısını bulabilmek için birçok bilinmeyenden oluşan bir denklem geliştirdi. Bu denklem 1961 yılında Drake tarafından bilim dünyasına sunuldu.
Fermi Paradoksu’na eşlik eden pek çok teori ve ilke vardır. Ancak, bunlardan teoremle en ilişkili olanı Drake Denklemi’dir.
Frank Drake, geliştirdiği bu denklemde uygulama alanı olarak yalnızca Samanyolu Galaksisi’ni seçmiştir. Bu denklemin çekiciliği olağanüstü basitliğine dayanır. Denklem, büyük bir bilinmeyeni daha küçük, cevaplanması daha kolay sorulara bölerek dünya dışı uygarlıkları arayışı, hem daha gerçekçi hem de daha umut verici bir platforma oturtur. Ayrıca SETI projesine de somut bir çerçeve kazandırır.
Denklemin spekülatif faktörleri şunlardır: Bir galaksideki yıldız oluşum hızı, etrafında gezegenlerin bulunduğu yıldız sayısı, bu gezegenlerden yaşama uygun olanların sayısı, yaşama uygun gezegenlerde yaşamın ortaya çıkma oranı, yaşamın ortaya çıktığı gezegenlerde iletişim kurulabilecek bir medeniyet seviyesine ulaşılma ihtimali ve bu türde uygarlıkların muhtemel ömrü. Buradaki temel sorun, son dört faktörün tam anlamıyla bilinmiyor oluşudur. Dünya üzerindeki insan uygarlığı, bu konudaki tek örnek olması sebebiyle istatistiksel tahminlerde kullanılamamaktadır. Ayrıca bu örneğin kullanılması antropik sapmaya sebep olacaktır.
Daha önemli bir itiraz ise, Drake denkleminin, uygarlıkların kendi güneş sistemleri içinde ortaya çıkıp, yok olana kadar bu sistemde kaldıkları yönündeki varsayımına karşı öne sürülmektedir. Eğer yıldızlararası sömürgeleştirme mümkünse, bu varsayım geçersiz olur ve bu durumda popülasyon dinamiği denklemlerinin kullanılması gerekir.
Denklem ortaya atıldığından beri gökbilimciler ve biyologlar denklemi değerlendirmek için uğraşıyorlar. İyimser bir yaklaşımla çok kolay olan çözüm daha gerçekçi değerlendirmelerle karmaşıklığını sürdürüyor. Astrofizik ve radyo astronomi alanlarındaki, kuramsal ve gözlemsel ilerlemeler ilk beklentilerin aşırı iyimser olduğunu ortaya koydu. Bazı bilinmeyenler ise hala gizemini koruyor.
