Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

10 Aralık 2011 Cumartesi

Ve iPhone yasaklandı!

iPhone

Avrupa'da iPad ve iPhone yasaklandı

"Apple, Almanya'da kendisine açılan bir davayı kaybetti. Apple, Almanya'da iPhone ve iPad satışı yapamayacak. Almanya'nın aldığı kararın Avrupa genelinde geçerli olması bekleniyor."




  Patent davalarında rakip ürünlerini yasaklatan Apple, bu sefer kendisine açılan bir davayı kaybetti. Apple, Almanya'da iPhone ve iPad satışı yapamayacak.

  ShiftDelete.Net'in haberine göre Almanya'nın Mannheim Bölge Mahkemesi tarafından bugün alınan karara göre, Apple'ın iOS yüklü cihazlarından iPhone, iPhone 3G /S, iPhone 4 / S, iPad, iPad2'nin satışına engel geldi. Karara göre yukarıdaki modeller Avrupa'da da yasaklanacak. Çünkü Avrupa Birliği ülkeleri arasında bir ülkenin aldığı karar, diğerlerini de kapsamakta. 
   Kararın arkasında Motorola'nın sahip olduğu bir patent yatıyor. Motorola ise kısa bir süre önce Google tarafından satın alındığından kavganın asıl kahramanları Google ve Apple olduğu ortaya çıkıyor.  Kararın gerekçesi olarak Motorola'ya ait olan Türkiye'de EDGE olarak geçen ve buna benzer bir bağlantı tekniğinin kullanılması gösteriliyor. Bu yüzden iOS işletim sistemli iPod'lara ceza gelmiyor. Belki 3G bağlantısı bulunmayan iPad'ler de bu yasağın dışında kalabilir.  
  
   Bu yasağa Apple'ın itiraz etmesi bekleniyor. Mahkeme itirazı kabul etmezse Motorola ile Apple anlaşma yoluna da gitmesi bekleniyor. Google'ın satın aldığı Motorola ise anlaşmaya ne kadar sıcak bakar orası merak konusu.


http://www.dunyabulteni.net


9 Aralık 2011 Cuma

77 bin yıllık yatak bulundu!

77 bin yıllık yatak


77 bin yıllık yatak bulundu


  Bilim adamları, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Durban kentinde bir mağarada, üzerinde insanların yattığı 77 bin yıllık ilkel yatak buldu. 

Science dergisindeki makaleye göre, Durban'ın 40 kilometre kuzeyindeki Sibudu mağarasında bulunan yatak, bir ile üç metrekare büyüklüğünde, 15 ayrı kat bitki artığından oluşan bir şilteye sahip.

Bilim adamları, şiltede sazın yanı sıra defnegillerden olan yerel Cryptocarya woodi bitkisinin kullanılmış olmasının önemine işaret ederek, insanların o dönemde bu bitkinin sinek ve böcekleri uzak tutan özelliğini bildiklerini düşündüklerini kaydetti.

Mağara tabanında yapılan mikroskobik incelemelerde ayrıca, insanların, 73 bin yıl öncesinden başlayarak, büyük ihtimalle hijyen sağlamak amacıyla belirli aralıklarla yataklarını yakıp, yerine yenisini koyduklarını gösterdi.

http://haber.mynet.com

ABD ile uzaylılar anlaşma mı imzaladı?









ABD iLE UZAYLILAR ANLASMA MI iMZALADI!


    Burada bilgileri veren kaynaklara göre, tüm anlatılanlar ABD Hükümeti tarafından "Çok Gizli" olarak tanımlanıyor. Ve yine ayni kaynaklara göre, ABD'de geçeni olan "Bilgi Özgürlüğü Kanununun" kapsamına alınmadığı gibi, ABD Hükümeti aşağıda anlatılan olayların hiçbirisinin doğruluğunu kabul etmemekte. Fakat, anlatılanların tümünün gerçek olduğu iddia edilirken, sadece ABD'nin değil daha birçok hükümetin benzeri gerçekleri sakladiklarini ve daha da ötede bu konularda konusanlarin susturulduklari da belirtiliyor.


Anlatilanlar ve kimligi saklanan taniklarla yapilan görüsmeler büyük bir gizlilik içinde gerçeklestirilmis, ses ve video bantlarindan isimler özellikle sili-nirken, konusanlarin kimlikleri titizlikle saklanmis. Öyleyse, bu durumda anlatilanlarin dogrulugundan nasil emin olunabilir? Buna verilen cevap ise söyle; "Bu taniklar, Amerikan Hükü-meti'nin 'Çok Gizli' düzeyi ile olan iliskileri, verdikleri isimler ve kaynaklar bakimindan inanilir ve güvenilirdir. Taniklar, görev yaptiklari dönemin istihbarat sen/islerindeki personelin adlari-ni ve rütbelerin! dogru olarak biliyor ve anlatiyorlardi ve bunlar en ciddi düzeyde arastirilarak dogrulandi."


Gizemli bir grup

Birkaç yil öncesine dönelim, UFO Arastirmacisi William Moore "Dünyadisi CanlilarinBiyolojik Varliklari" adli bir radyo programi yapiyordu, ikinci programin sonrasinda, birtelefon aldi. Arayan eski bir istihbarat görevlisiydi, 9 arkadasi adina konuşurken  "Dünyada ki Yabanci Varliklarla ilgili dokümanlari Moore'a verebilecegini söylüyordu. Moore, iknaolarak konusmayi kabul etti ve konusmalara ve konusmacilara "Faicon" kod adi verildi. Bu arada Moore, Jamie Sanders adli bir TV yapimcisi ve yönetmeninden yardim isteyerek, görüsmelerin videoya kaydedilmesini planladi. Bu asamanin ardindan, Faicon kod adli ama gerçek adi "MJ 12" olan grupla çalismalara geçildi. Peki, "MJ 12" neydi? Buözel grup, ABD içindeki UFO faaliyetlerini arastirirken, "Dünyadaki Yabanci Var-liklar"la da iliskileri yönlendirmekle görevliydi.

Yani resmen, insanlık ile "Dünyadaki Yabancı Varlıklararasındaki politikayı belirliyorlardıÇalımalar sürdürülüyor, kararlar veriliyor, Baskan'in onayına sunuluyor ve politika uygulanıyordu  Yani ABD Baskani'nin "Dünyadaki Yabanci Varliklardan haberi vardi... Faicon'a göre, "MJ 12" 1950'lerde bizzat Baskan Truman'un emriyle kurul-mustu ve bu emrin belgesi de vardi. Faicon bu belgeyi gösteriyordu. Ek o" larak da, 1947'de, New Mexico Rosvvell'e düsen UFO'nun ve içindeki dünya disi canlilarin cesetleri hakkında bilgi veren "MJ 12" dokümanları bulunuyordu. Bu dokümanlarda dönemin Baskan'i Eisenhovver'in imzasi bulunuyordu. Asagidaki satirlar teyp kasetinden aynen alinan bir bölümdür.


Bu incil baska bir incil

Faicon'un sesi: "MJ 12, 1950'lerde, hükümetin içinden seçilen bir grup insanla olusturuldu. Görevleri, UFO'larla ilgili arastirmalar yaparak, elde edilen bilgileri derlemekti. En önemliamaçlari, UFO'larla ilgili bilgileri, bilimsel olarak gelistirmek ve teknolojimize yardim saglayacak sekilde analiz etmekti. "MJ 12 'nin üyeleri arasinda, ABD Baskani, Baskan Yardimcisi, Merkezi ?stihbarat Örgütü "CIA" Baskani ve Ulusal Güvenlik Danismani da dahildiler. "MJ 12"nin yönetim merkezi ise. Washington DC'deki Deniz Kuvvetleri Gözlemevi'ydi ve ABD Deniz Kuvvetleri "MJ 12" politikalariyla ilgili faaliyetlerin tümünde öncelikli sorumluluga sahipti. Deniz Kuvvetleri personeli tarafindan derlenen tüm bilgiler, analiz edilmek üzere "Aquarius" kod adiyla komutanlik merkezine aktariliyordu."

Falcon devam ediyor; "MJ 12'nin kendi arasinda 'incil' adiyla taninan bir kitap veya basili bir dosya vardi. Bu kitapta, Truman döneminde, ABD'nin misafiri olan üç dünyadisi yabanci anlatiliyor ve tüm ayrintilar veriliyordu. Ayrica kitapta, dünyadisi canlilardan alinan teknolojik ve tibbi bilgiler, onlarin kendi gezegenlerindeki sosyal yasamlari, Roswell'de bulunan cesetlere yapilan otopsilerin sonuçlari ve evren ile ilgili bilgiler de yer aliyordu. Ama bu kadar degildi, devami da vardi, 1988 yilinda gelen ve yine ABD'nin konugu olan ve dev bir gizlilik perdesi altinda saklanan ikinci bir dünyadisi canli grup daha anlatiliyor."


"Dünyaya bugüne kadar üç ayri dünyadisi canli türü geldi.."

Faicon sürdürüyor; " Bir diger kitap daha var, adi "Yellow Book". Bu ise son olarak gelen iki dünyadisi canli tarafindan yazilmis. Kitapta, geldikleri gezegeni, Günes Sistemi'ni, diger günesleri, kültürlerini, kendi toplumlarini ve dünyada nasil yasamlarini sürdürdüklerini anlatiyorlar." Bu noktada Falcon'a önemli bir soru soruluyor, dünyadisi canlilarin kökenlerinin neresi oldugu soruluyor: Faicon açikliyor; " Zeta Reticuli takimyildizindan geliyorlar. Bu takimyildiz onlarin ilk evi degil." Bu noktada hemen akla gelen biri var, birdönem hükümet adina çalisan hipnoz uzmani ve fizikçi Bob Lazar dünyadisi canlilar tarafindan kaçirildigini iddia eden ünlü Betty Hill'i hipnoz etmisti ve Hili 1961 yilinda yapilan bir seansta hipnoz altindayken Zeta Reticuli yildiz sistemini tipatip tarif etmisti. Ama dünyali astronomlar bu takimyildizi ancak 1969 yilinda ilk kez gözlemleyebildiler ve buldular. Öyleyse, arada kesin ama garip iliskiler vardi ama bu iliskilerin arasindaki bag açikça görülemiyordu
Bob Lazar'in tarif ettigi ufo'nun temsili bir resmi

Simdi Faicon grubundan bir baska kisiye geçelim, onun kod adi "Condor". Condor, ABDHükümeti ile dünyadisi canlilar arasinda yapilan anlasmalardan söz ediyor; "ABD Hükümeti ile dünyadisi canlilar arasinda imzalanan anlasmaya göre, ABD Hükümeti dünyadisi canlilarin varligini açiklamamayi kabul ederken, onlar da insan toplumuna yani dünyaya karismamaya söz veriyorlar. Ayrica ABD, dünyadisi canlilara özel bir bölgede, çok gizli tutulmak kaydiyla bir üs de veriyor. Söz konusu yer Nevada'daki 51.Bölge ya da öteki adiyla "Dreamland / Rüya Ülkesi" olabilir." Simdi söz yine Fal-con'da; "Dünyadisi canlilar bu bölgede üslendiler yani Nevada'da. Benim bil-digime göre 1948 veya 1949'dan gü-nümüze kadar üç ayri dünyadisi canli türü dünyamizi ziyaret etti veya konakladi, dünyada ilk dünyadisi bir canli New Mexico Çölü'ndeki kazadan sonra ele geçirildi. Dünyadisi canlinin adi EBE'idi. Hükümet tarafindan üç yil konuk edildi ve bakildi. Ondan kültürleri, irki ve araçlari hakkinda çok sey ögrenildi. Diger bir dünyadisi canli ise, bir degisim programinin parçasi olarak, ABD Hükümeti'nin 1982 yilindan bu yana konugu oldu."

"400 yil yasiyorlar ve çok zekiler..."

Birçok görgü taniginin çizdikleri resimlerin yani sira, Falcon dünyadisi canlilari söyle tanimliyor; "Boylari yaklasik bir metre ile bir metre on santim arasinda degisiyor. Böcek gözüne benzer çok büyük gözleri var ayrica birer iç gözkapaklari bulunuyor. Yasadiklari gezegende, gündüzleri günes isigi bizimkinden iki veya üç kez daha fazla. Onlar da disi ve erkek olarak iki cinsiyetteler. Bizim burnumuzun oldugu yerde iki küçük delik var ve küçük bir agiza sahipler. Bildigimiz türde disten yok, dislerin yerinde çok sert kauçuk benzen bir alan bulunuyor, iç organlari çok basit, kalbin ve cigerlerin görevini tek bir organ yapiyor. Yine çok basit bir sindirim sistemleri ve büyük olasilikla gezegenlerindeki çokgüçlü günes isisi nedeniyle sertlesmis ama son derece elastiki bir deriye sahipler. Beyinleri ise, bizimkinden çok daha karmasik ve çok daha fazla kivrim görülüyor.
Bizim görme sistemimiz beynimizin arka tarafindan yönetilirken, onlarinki beyinlerinin önündeki bir merkezden yönleniyor. Duyma yetileri bizlerden hatta köpeklerden bile çok ötede. Böbrek ve mesane sistemi de tek bir organ halinde, onlar da atiklari vücutlarindan atiyorlar ama kati atiklari siviya dönüstüren ve bilimcilerimizin bir türlü tam olarak çözümleyemedikleri ekstra bir organlari daha var. Ellerinde bas parmak yok, dört parmaklari bulunuyor, ayaklari küçük ve parmak aralari perdeli. Yasamlari ortalama olarak bizim zaman ölçümüze göre 350-400 yil arasinda. Aslinda genel olarak sürüngenlere benziyorlar. Bilindigi gibi dünyada bazi sürüngen türleri 500 yil yasayabiliyorlar. Bir timsahin 850 ya-sinda oldugu resmen açiklanmisti. Ve tabii çok zekiler, eger IQ ölçüsünü alacak olursak, IQ dereceleri 200'ü n üzerinde." Falcon dünya disi canlilarin sosyalyasamlari hakkinda da bilgi vererek konusmasina devam ediyor;

"Onlarin da bir dini var, evrensel bir dine sahipler. Evreni Tanri olarak kabul ediyorlar. Sevdikleri müzik türü eski Tibet müzigine çok benziyor. Genelde sebzeleri severek yiyorlar, dünyada en çok dondurmayi sevmisler, en çok da çilekli dondurmayi..." Simdi Faicon'u birakip, adim saklamayan birine geçiyoruz
51.bölgenin bir fotografi
51.bölgeye gelmeden bir uyari tabelasi

Çok gizli bir üs...

Robert veya Bob Lazar yukarda adi geçen Nevada'daki ünlü 51.Bölge'de bulunmustu. Aslinda bir fizik uzmani olan Lazar, ABD Hükümeti tarafindan resmen görevlendirilmisti. Lazar, hiç çekinmeden birkaç ayri UFO tipini tarif etti. Lazar, ayrica Las Vegas'in 15 milkuzeyindeki Pagose Gölü yakininda gizli bir arastirma merkezi bulunuyordu. Burada U2, SR71, F-117A ve SR75 gibi çesitli uçaklar gelistirildi. Üste çok ciddi ve inanilmaz derecede bir gizlilik uygulaniyordu. Ölüm cezasi bile vardi. Pagose Dagi'nin içine 9 hangar insa edilmisti. Hangar kapilari öylesine dogaya uydurulmustu ki, birkaç yüz metre yakindan bile fark edilemiyordu. Lazar'a göre, bu hangarlarin içinde UFO benzeri uçan disklerin deneyleri yapiliyor ve uçus prensipleri deneniyordu. Lazar, disklerin uçabilmesi için adina "Yerçekimi Amplifikatörü" denen bir aygit gelis-tirilmisti. Aygitin planlari dünyadisi canlilar tarafindan hazirlanmisti. iki tür UFO vardi, birisi "Omicron" adi veri-ten bir gezegen veya bir yildiz çevresinde kisa yolculuklar yapabilen diskti. "Delta" adli diger tip ise, uzay-zaman alani içinde hareket edebilen, ve bu sekilde yildizlar ve galaksiler arasi yolculuk yapabilen olaganüstü bir araçti. Araçlarin üçüncü ve bir baska tipi ise, hem Omicron, hem de Delta konumuna geçebilen bir modeldi. Bu diskler veya araçlarla ilgili tüm bilgi vardi ve uygulaniyordu.


51.Bölge'nin yerini gösteren bir harita

Lazar, üsten ayrildiktan sonraki yillarda çalismalarin bitirilmis olacagini ve dünyada 80'li yillardan sonra görülen UFO'larin hemen hemen tamaminin dünya yapisi olduklarini iddiaediyordu. Ve bu araçlar gizli tutuluyordular. Lazar, dünyadisi canlilarin sadece güneyyarimküreden gözlemlenebilen Zeta Reticuli yildiz sisteminden geldiklerini vurgularken, Faicon grubunun söylediklerini onayliyor. Bu yildiz sistemi dünyaya 38 isik yili uzaklikta ve bir ve iki diye numaralandirilan ikili bir yildiz sisteminden olusuyor, dünyadisi canlilar Reticulum 4 planetinden, yani Zeta 2 Reticuli yildizinin dördüncü planetinden geliyorlar. Galaksimizi ve yildiz sistemlerim dogal olarak kendilerine göre isimlendirmisler. Örnegin bizim günesimize "Sol", dünyamiza ise. günesin üçüncü gezegeni oldugu için "Sol 3" diyorlar. Yasadiklari gezegende yani Reticulum 4'te bir gün, dünya zamaniyla 90 saatsürüyor. Lazar in dünyadisi canlilari tarifi, Falcon'dan çok farkli degil, hatta ayni gibi. Boylari bir birbuçuk metre arasinda, agirliklari 15 ile 30 kg arasinda, hemen hemen yeniyürümeye baslayan bir çocuk görünümündeler, baslari büyükher yönü görebilen bademseklinde kocaman gözleri var ve genelde saçsizlar. Daha çok mavi gri renkte tek parça tayf benzeri bir giysi ite görülmüsler.

UFO'lar nasil çalisiyor (!)

Sonuç olarak gerek Faicon'un gerekse de Lazar'in anlattiklari gerçekten ilginç; Örnegin Lazar, disklerin reaktörlerinin benzinle çalistiklarini söylerken önce sasirtiyor ama sonra bu benzinin bizimkinden çok farkli oldugunu anliyorsunuz. Çok yüksek oktanli ve petrolden degil, atom sayisi 115 olan bir elementten üretiliyor. Bu element ise bizim elementler için kullandigimiz periyodik kartimizda bulunmuyor. Lazar Element 115'in dünyadaki elementler gibi tek yönlü degil, iki ayri amaçla kullanilabilen bir element oldugunu belirtiyor ve açikliyor; "Dünya biliminin henüz bilmedigi ve özelligini tanimla-yamadigi Yerçekimi Enerjisi'ni Element 115 sagliyor ki bunun adi A E-nerjisi, bu enerji Element 115'in çekirdeginden kaynaklaniyor ve yayiliyor, ikinci olarak da, Element 115 antimadde radyonunun kaynagi, bu da gereken hareket gücünü olusturuyor." Lazar'in bu sözcüklerinden su anlam çikiyor; Her disk, kendi içinde birer minik gezegen olarak kabul edilebilirler.
Lazar'in anlatimina göre, yukarda adi geçen Çekim veya Uçus Amplifikatörü'nün sistemi A enerjisini bir yere odaklayarak, uzay-zamanin bükülmesini sagliyor, uzay-zaman bükülümü ise, bir astrofizik deyimi, basit bir anlatimla isik hizindan çok daha fazla bir süratle zamanin ve üç boyutlu uzayin disinda mekan degisimi olarak düsünülebilir. Uzay-zaman bükülmesi yine bir astrofizik tanimiyla bir Kara Delik'in çekim alani kadar bir güç alanini .olusturuyor. Böylece elde edilen dev enerji, isik yili gibi çok büyük uzakliklarin asilmasin sagliyor. Lazar ekliyor;

"Bir uzay-zaman bükülümü içinde yolculuk yap ilirken, Element 115, Element 116 denen bir baska elemente dönüserek bir antimadde alanini da yaratiyor. Antimadde alaninda olusan zit alan ise, Elenet 116'nin sayesinde
% 100 enerjiye dönüsebiliyor. Reaksiyonun ISISI sonucunda, ortaya çikan elektriksel enerji yeterli oldugu gibi, bir tür termo elektrik jeneratörü olusturuyor. Sözünü ettigim A Enerjisi, böyle saglanirken, Delta durumuna geçildiginde A Enerjisi, uzay-zaman bükülümünü saglayinca bir tür Kara Delik ortaya çikinca, isikyillari asilabiliyor..."

Bütün bunlar saçmalik mi yoksa?..

Lazar'in anlattiklarini anlamak çok zor, sadece örneklemek istedik. Çok daha uzun anlatimlari var ama aslinda konu sadece bilim çevrelerini ilgilendiriyor.

Sorular ve kuskular sonsuz, tüm bu bilimsel ama amatörce gözüken iddialarin resmen kanitlanmasi gerek ama öte yandan da Robert Lazar'in da bir fizikçi oldugu biliniyor. Bilimsel çevreler ilginçtir, susuyorlar hatta Lazar'i yalanlayan veya karsi çikan kimseye de rastlanmiyor, iki sey olabilir Ya Lazar veya Faicon öylesine saçmaliyorlar ki, yetkililerin hiçbirisi onlara cevap vermeye tenezzül dahi etmiyor, kisa casi ilgilenmiyorlar ya da Lazar veya^ Faicon dogru söylüyorlar ve konunun daha fazla karistirilmamasi için yetkililer seslerini çikartmayi, yorumsuz kalmayi tercih ediyorlar. En iyi çözüm, dünyadisi canlilarin ortaya çikmasi, o zaman tartisacak bir sey kalmayacak.. Ama onlar da resmen ortada yoklar. Bu arada akla yukarda geçen bir söz de ister istemez geliyor; dünyadisi canlilarin IQ dereceleri gerçekten 200'ün üzerindeyse, o zaman onlari anlamamiz hiç de kolay degil, hatta imkansiz gibi...

Her seyi bir yana birakip, bir an düsünelim. Eger Falcon ve Lazar dogru söylüyorlarsa ve ABD ile dünyadisi canlilar arasinda böylesine gizli tutulan bir iliski varsa, hatta ABD dünyadisi bir zekanin temsilcileriyle özel bir anlasma imzaladiysa ve bunu dünya insanlarindan sakliyorlarsa çok iyi düsünmemiz gerekiyor. Böyle bir olasilik, tüm siyasi, etnik, dinsel ve hatta ekonomik sorunlardan daha önemlidir çünkü göründügü kadariyla çok uzakta degil, kisa bir dönem içinde dünyada ciddi bir degisimin, belki bir bölünmenin ama en önemlisi insanligin bir bölümü için bir tehdidin ortaya çikmasi olasidir. Neden mi? Eger anlatılanlar gerçekse, ABD neyin karsiliginda dünyadisi canlilari saklamak ve hatta korumak için milyarlar harciyor? Bunun bedeli nedir? Fakat önemli bir soru daha var, dünyadisi canlilar bu isbirliginden ne elde ediyorlar ve neden saklanmak istiyorlar? İhtiyatli olmak isteyen çevrelere göre, eger bizlerden çok ötede bir zekaya sahipseler. korkmamiz gerekir çünkü onlarin gerçek amacini anlamamiz asla mümkün olamayacaktir, çünkü bizler onlarin yaninda resmen geri zekali sayila biliriz...Ya öyleyse..?




Kaynak:ufonet be

8 Aralık 2011 Perşembe

NASA Merkür gezegeninin yanında dev bir uzay aracı görüntüledi!


Merkür gezegeni 




Bilim yine şaşırtıyor! Görüntü bir uzay gemisine mi ait?



"NASA'nın Heliospheric Imager-1 teleskobuyla çekilen Merkür gezegeninin görüntüleri bir anda Dünya'nın gündemine oturarak en çok konuşulan konulardan biri haline geldi."


"Astronom Dr. Heather Couper görülen cismin büyük bir ölü yıldız olmadığını söyledi."


"Görüntü Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı tarafından analiz edildi."

Merkür



"Kullanıcı siniXster tarafından yüklenen ve onun yorumu şöyle diyor: 'Bu, her iki tarafında silindirik ve ortasında bir şekil var, bu kesinlikle benim için  çok açıktır ki, gizlenmiş  bir gemi gibi görünüyor." Videosu:







 Kafaları karıştıran bir sürü yorum yapılsa bile, görüntülenen cismin bir ölü yıldız olmadığı, çekim hatası olmadığı uzmanlar tarafından kabul edilmiş durumda, ancak gerçekten dev bir uzay gemisi olup olmadığını açıklayıp açıklamayacakları ise belirsiz.


Çeviri: "ucurum prodüksiyon-alkannt"
http://www.dailymail.co.uk


6 Aralık 2011 Salı

10 Aralık 2011 tam Ay tutulması var!

Tam Ay tutulması



10 Aralık 2011 Cumartesi günü, tam Ay tutulmasında, tam tutulma süresi yaklaşık olarak 52 dakika sürecek, ancak bu yüzyılın en uzun tam ay tutulması 27 Temmuz 2018 tarihinde yaklaşık olarak 104 dakika sürecek.

Tutulmanın en iyi gözlenebilecek bölgeleri ise uzak doğu ülkeleri ve Avustralya olacak.
Aka Koleji Gözlem Evi’nden Astronom Erkan Arı’nın verdiği bilgiye göre, tam tutulma esnasında Ay’ın Dünya’ya olan uzaklığı yaklaşık olarak 397317 km olacak ve tutulma başladığında Ay, Boğa Takımyıldızının önünde olacak.

13.33.42    Tutulma Başlangıcı

14.45.53    Tam gölge konisine giriş
16.31.55    Tam tutulma
18.17.36    Tam gölge konisinden çıkış
19.29.52    Tutulma Sonu
Ay İstanbul’da saat: 16.33’de Tekirdağ’da ise saat: 16.39’da doğacak.
Aka Koleji Gözlem Evi’nden Astronom Erkan Arı “Tam ay tutulması esnasında Ay’ın parlaklığı -8,69 Kadir’e(dolunay evresindeki ayın parlaklığı -12,5 kadir’dir. Güneş -26,5 kadir parlaklığında.) kadar düşecek. Tutulma anında Ay’ın parlaklığı yaklaşık olarak 39 kat azalacak.” dedi.


Ay Tutulması Nedir?


Ay Tutulması: Ay, Dünya’nın arkasını dolanıp gölgesine girdiğinde Ay tutulması olur. Ay Dünya’dan çok uzakta ve Dünya’nın gölgesi küçük olduğundan Ay tutulması yalnızca birkaçdakika sürer. Sadece dolunay sırasında oluşan bir Ay tutulmasını izlerseniz, Ay yüzeyini süpüren bir karanlık disk gölgesini görürsünüz. Bu, Dünya’nın gölgesidir.
Bir tam tutulmada gölge, Ay’ı tamamen kaplar ancak tamamen karanlık olmaz, koyu bir pas kırmızısına döner. Bunun nedeni, Güneş’ten gelen ışınların Dünya tarafından tutuluyor olmasına rağmen, ışınlardaki kırmızı renk tonlarının Dünya atmosferi tarafından saptırılması ve bunlardan bir kısmının Ay’a yansıması sonucu meydana gelmesidir.
Tutulmanın olabilmesi için, Ay'ın, Dünya etrafındaki yörüngesiyle, Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesinin kesişim yerlerini belirleyen düğüm noktalarında veya bu noktalar civarında (dolunay safhasında) bulunması gerekir.
Ay, Dünya etrafında yılda yaklaşık 12 kez dolanır. Dolayısıyla, eğer Ay'ın yörünge düzlemi Dünya'nınkiyle çakışık olsaydı, bir yılda 12 kez Ay tutulması meydana gelebilirdi, fakat durum böyle değildir. Ay'ın yörünge düzlemi ile Dünya'nınki arasında yaklaşık 5° 9' lık bir açı vardır. Bu açı nedeniyle Dünya, Ay ve Güneş, Ay'ın Dünya etrafındaki her dolanımında tam olarakaynı doğrultuda bulunmazlar. Böylece her ay bir Ay tutulması oluşmaz. Nitekim bir yılda hiç Ay tutulması olmayabileceği gibi, en çok üç Ay tutulması meydana gelebilir.
Tam, parçalı ve kısmi olmak üzere üç tip Ay tutulması vardır. Bir Ay tutulmasının tam tutulma olabilmesi için Dünya ile Ay’ın yörüngelerinin düğüm noktalarında veya düğüm noktalarına çok yakın konumda olmaları gerekir. Aksi durumda düğüm noktalarının yakınlığına göre parçalı ya da kısmi tutulma gözlenir. Ay’ın uzaklığının tutulmaya etkisi ise, Ay ne kadarDünya’ya yakınsa tutulma sürelerinin de o kadar artmasına sebep olur.

www.internethaber.com


Dünya'nın kardeşi bulundu!

Dünya'nın İkizi




"Dünya’dan 600 ışık yılı yani bir ışık yılı yaklaşık 

10 

trilyon kilometre uzaklıkta"




ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Kepler “gezegen avcısı” teleskobu, atmosfer sıcaklığı Dünya’nınkine benzeyen yeni bir gezegen keşfetti.



NASA Ames Araştırma Merkezi’nden William Borucki, Kepler-22b adı verilen gezegenin yüzeyindeki sıcaklığın 21 santigrat derece civarında olduğunu belirtti.   

Buna rağmen gök bilimciler, büyüklüğü Dünya’nın 2.4 katı olan Kepler-22b’nin coğrafi yapısı hakkında bilgi elde edebilmiş değil. Borucki, gezegenin sıkışmış buzul katmanlara, dağlık bir araziye yada okyanuslara sahip olabileceğini ifade etti.

Dünya’dan 600 ışık yılı (bir ışık yılı yaklaşık 10 trilyon kilometre) uzaklıkta olan Kepler-22b, yıldızı etrafındaki dönüşünü 290 günde tamamlıyor. 2009 yılında göreve başlayan Kepler teleskobu, bugüne kadar 2 bin 326 gezegen keşfetti.   

DÜNYA'YA EN ÇOK BENZEYEN GEZEGEN

İki faktör var… Birincisi, bulunduğu yıldız sisteminde yaşama olanak veren sıcaklığa sahip olmak için en uygun yerde bulunuyor… Bu sayede gezegendeki sıvı halde su bulunma olasılığı çok yüksek...”

“Bir diğer önemli faktör ise yıldız sistemindeki güneşin, kendi güneşimize çok benzemesi” dedi. Batalha, bu iki özelliğin, geçmişte keşfedilen gezegenlere kıyasla Kepler-22b’yi çok daha Dünya’ya benzer kıldığına dikkat çekti.

www.hurriyet.com.tr

3 Aralık 2011 Cumartesi

Galileo Galilei Kimdir?

Galileo Galilei, (1564 – 1642)





Galileo, "modern gözlemsel astronominin," "modern fiziğin," "bilimin," ve "modern bilimin" atası olarak tanımlanmaktadır. Stephen Hawking, "Galileo, belki diğer insanlardan modern bilimin doğuşundan sorumlu olduğu için daha fazla bir kişiydi." demiştir.


Galileo Galilei, (1564 – 1642), modern fiziğin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı. 1564′te İtalya’nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi­nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile­i’nin oğlu olan Galilei, ilk tahsilini Floransa’da yaptı. 1581′de Pisa Üniversitesinde tıp tahsiline başladı, ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583′ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galilei, bu konudaki çalışmaları sayesinde 1589′da Pisa’da profesörlük elde etti.

Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galilei, Pisa Kulesinden ağırlık düşürerek Aristo’nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaşlı profe­sörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592′de Pisa’yı terk ederek, Padova Üniversitesi matematik kürsüsüne geldi.

1597′de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604′te serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609′da Hollanda’da teleskobun bulunduğunu işitti. Kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610′ da aydaki dağlar, yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayımladı. Bu arada Jupiter’in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa’da saray matematikçisi olmasını sağladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin devreleri ve Satürn’ün şekli hakkında bilgi verirken, astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı.


1611′de Roma’ya gitti ve oradaki Bilim Akademisi’ne üye seçildi. Floransa’ya dönüşünde hidrostatik üzerine pek çok profesörün itirazına sebep olan kitabı ile 1613′te güneş lekeleri üzerine yazdığı eserini yayımladı. Bu eserinde "Kopernik" sistemini açık bir şekilde müdafaa etti. Bundan dolayı papazların ağır hücumuna uğradı. 1615′te bizzat Roma’ya giderek iddiasını müdafaa eti. Ancak 1616′da Papa Beşinci Paul tarafından kitaplarını tetkik için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Galileo’nun kitaplarını yasaklamadı. Sadece dünyanın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi.


Galilei, bir müddet bilimin pratik yönüne döndü, mikroskobu geliştirdi. Ancak 1618′de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi. Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar” adlı eserini 1632′de yayımladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma’da mahkemeye çağrıldı. 1633′te bu kitap yasaklandı ve kendisi müebbet hapse mahkum edildi. Yetmiş yaşında hapsedilen Galilei’nin gözleri kör oldu ve 1642 yılında hapiste öldü.

http://www.bilgiustam.com