Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Uzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2011 Perşembe

NASA'dan 2012 için korkutan açıklama!


   NASA'dan 2012 için beklenen açıklama!




"Bir iyi, bir de kötü haber: 
Dünya'ya bir şey olmayacak, bize bir şey olmayacağının garantisi yok!"



  Uluslararası Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), 2012 yılında meydana gelecek güneş patlamalarıyla ilgili yeni bir açıklama yaptı. NASA, güneş patlamalarının şehirlere kısmen zarar verebileceğine dikkat çekti.


   Daha önce ABD'nin başını epey ağrıtan Katrina Kasırgası büyük ABD şehirlerini yutmuş ve yüzlerce insanın ölümüne neden olmuştu. Galveston Kasırgası da farklı bir sonuç doğurmamıştı.

  NASA'nın daha önce "Uzay Katrinası" olarak da betimlediği güneş patlamalarıyla birlikte şehirlerde görülebilecek sıkıntılar şöyle olacak: Trenler çalışmayacak, telefonlarla insanlar görüşemeyecek veya internete bağlanamayacak. Finansal pazarlar da bu durumdan zarar görebilecek. Bununla bağlantılı olarak uçaklar veya yük gemilerinin batması söz konusu olabilir. 

Güneş patlamalarının dünyaya fiziksel olarak zarar verebilecek bir potansiyel güce sahip olmadığına dikkat çeken NASA, güneş patlamalarının kasırga afetlerinde yaşanan durumdan farklı olmayacağını, bazı elektronik eşyaların çalışmayacağını kaydetti.

 Yani NASA'nın mesajına bakarsak dünyaya bir şey olmayacak, ama bize bir şey olmayacağının bir garantisi yok.

http://teknoloji.milliyet.com.tr

15 Kasım 2011 Salı

Uzayın keşfinde devrim yaratacak gelişme!

Uzayın Keşfinde Devrim




"NASA ışığı neredeyse tamamen emebilen bir madde geliştirdi. Bu madde sayesinde uzayın daha derinlerini de gözlemek mümkün olabilir."

 Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi kızılötesi, ultraviyole ve normal ışığı yüzde 90 oranında emen siyah nano materyal geliştirdi.
Maddenin kullanım amacı bilim insanlarının keşif için kullandıkları sinyalleri güçlendirmek...
Geliştirilen materyalle birlikte uzayın şu an olduğundan daha kapsamlı bir şekilde gözlenebilmesi; normal ışıkta görülemeyen yerlerinin ve yüksek kontrastlı bölgelerinin de keşfi umuluyor.
Süper ışık emici siyah materyal insan saç telinin 10 binde biri kalınlığındaki karbon çubukçuklardan oluşuyor. Bu çubukçuklar arasındaki mini boşluklar ışığı emiyor.
NASA, benzer materyallerin daha önce geliştirildiğini ancak bunların sadece normal ışık ile ultraviyole ışınları emebildiğini açıkladı.



14 Kasım 2011 Pazartesi

Uzay Araştırmaları!

Uzay




  İnsanoğlunun daha ilk çağlardan beri süregelen merakı, düşünen ve araştırmacı yapısı hemen her konuda olduğu gibi uzayda araştırma ve inceleme yapmasına neden olmaktadır. Günümüzde NASA (National Aeronautics and Space Administration, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi olarak tercüme edilebilir), ESA (the European Space Agency, Avrupa Uzay Ajansı) gibi kuruluşların yanı sıra Rusya, Japonya, Kanada, Çin gibi ülkelerde uzay araştırmalarında öncülük yapmaktadır.



Uzay araştırmalarının başlıca nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1.Güneş sistemimizin araştırılıp incelenmesi, gezegenlerin yapısı

2.Dünya dışında yaşam olasılığının araştırılması

3.Galaksiler, yıldızlar, kara delikler ve diğer uzay yapı taşlarının incelenmesi

  Uzayın araştırılmasında daha onlarca neden sayılabilir. Ayrıca uzay araştırmaları; tıp, fizik, kimya, biyoloji, endüstri gibi diğer alanlara da çok önemli katkılar yapmaktadır.

UZAY ARAŞTIRMALARI TARİHİ

İnsanoğlunun uzay serüveni, Sovyetler Birliği’nin, 4 Ekim 1957′de Dünya’nın ilk yapay uydusu Sputnik-1′i uzaya göndermesiyle başladı. Sputnik-1, Dünya’dan 224 km yukarıda bazı bilimsel deneyler yapmak için fırlatılmıştı.

Sputnik-1′in ardından, uzaya ilk insanlı uçuşu yine Sovyetler gerçekleştirdi. 1961 yılında Yuri Gagarin, Vostok-1 adlı kapsül ile, Dünya’nın etrafını 1 kez dolandı. Sovyetler’in bu önemli başarıları karşısında ABD, o zamanlar daha yeni filizlenen uzay yarışında öncülük şansını yitirmişti. Ancak, 20 Haziran 1969′da Apollo-11 uçuşu ile ABD, Ay’a ilk kez insan indirmeyi başararak tarihe geçecek ve uzay araştırmaları alanında önemli adımların neredeyse tek odağı haline gelecekti.




    İnsanoğlunun yaşadığı Dünya’ya “tepeden” bakmaya başladığı o tarihlerden bu yana, uzay araştırmaları ve uzaydan araştırmalar çok hızlı bir gelişim gösterdi; uzay teknolojilerinde ardı ardına devrimler yaşandı. Bir zamanlar yalnızca bilimsel merakın bir ürünü gibi görünen bu çalışmalar, bugün günlük yaşamın vazgeçilmez öğeleri haline geldi. Belki daha da önemlisi, felsefi görüşümüzü kökünden etkiledi. Artık evreni, her türlü etnik ve dinsel şovenizmden uzak, bir “dünya vatandaşı” duyarlılığıyla algılamaya başladık. Carl Sagan’ın deyişiyle “Merkezi ve kuruluş amacı biz olmayıp, enginlikte ve sonsuzlukta kaybolmuş minnacık; yüzlerce milyar galaksi ve milyarlarca trilyon yıldızla bezenmiş bir kozmik okyanusta dönüp dolaşan bir Dünya” üzerinde yaşadığımızı fark ettik. İnsanoğlunun gözünü gökyüzüne çevirmesiyle başlayan bu süreç, uzayın kendisi gibi sonu olmayan bir serüvene benziyor. Uzay araştırmalarında kullanılan ve gün geçtikçe daha da güçlenen teknik donanım ve artan bilgi birikimi de bu serüvende insanoğlunun en büyük yardımcısı. Gelecek yüzyılın araştırmacıları hiç kuşku yok ki, uzay araştırmaları üzerine yoğunlaşacaklar. Bu araştırmaların temelini oluşturan, disiplinler arası yatay çalışmalar, projeler, çalışma ve düşünce sistemleri de bu doğrultuda gelişecek.

Uzayın tanımı ve özellikleri!

Uzay



   Evren (Kozmos), tüm varlıkları ve olayları içeren bir sistemdir. Kelimenin kökü dikkate alındığında bu “dirlik ve düzen içinde bir evren” anlamına gelen Yunanca bir sözcüktür. Kozmoloji (evren bilim) açısından ise bu terim bizim gözlemlediğimiz evren olarak düşünülür. Bu nedenle bizden önceki ve sonraki evrenlerin varlığı da söz konusudur. Günümüzde ulaşılabilen en son teknik verilere göre, uzayın fizik yapısı şöyle sıralanabilir:




1-Galaksiler
2-Elektromanyetik radyasyon
3-Nötral ve iyonize hidrojen
4-Toz parçacıkları
5-Galaksilerden gelen ışıklar
6-Süpernova ve Galaktik patlamalardan oluşan kozmik ışınlar
7-Kütlesi olmayan nötronlar
8-Gravitik dalgalar.

  Sadece bizim galaksimizde 400 milyar yıldız (güneş) bulunduğu tahmin edilmektedir. Bizim galaksimiz gibi içinde yıldızları ve gezegenleri barındıran ise milyarlarca galaksi var. Evreni dolduran bütün cisimler üç esas gücün etkisiyle bir arada bulunuyor:



1-Nükleer Güç: Atomik çekirdeğin nötron ve protonlarını bağlar.
2-Elektromanyetik Güç: atomları oluşturmak üzere elektronları çekirdeğe bağlar.
3-Gravitik Güç: Uzaydaki cisimleri belirli yörüngelerde tutar.




8 Ekim 2011 Cumartesi

Uzayın Kenarında

Uzayın Kenarında