Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

bağırsak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bağırsak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2017 Çarşamba

Parkinson bağırsak bakterisine bağlı olabilir mi?



 Araştırmacılar ilk kez, bağırsaktaki bakteriler ile dünyanın en yaygın zayıflatıcı beyin bozukluklarından biri olan Parkinson hastalığının başlangıcı arasında işlevsel bir bağ buldular.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'daki çeşitli kurumların bilim adamlarından oluşan bir ekip, farelerin bağırsaklarındaki bakterilerin nasıl değiştiğini, bunun hastalığa yakalanmış insanların bağırsaklarından alınan bakterileri de içeren Parkinson belirtilerinin tezahürünü etkilediğini gösterdi.


Bulgular, hastalığın tedavisinde yeni bir yol öneriyor: Tedavi için en iyi hedef beynin yerine bağırsak olabilir. Araştırmacılar, yeni bilgilerin, bugün sağlıklı gıdalar raflarında bulunan probiyotiklerden daha sofistike "yeni nesil" probiyotiklerin geliştirilmesi için kullanılabileceğini umuyorlar.


Araştırmacılardan biri olan Sarkis Mazmanian, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsünde mikrobiyoloji profesörü, "hastalara ilaç reçeteleniyor ve haplarda hastalığı koruyan veya belki hastalık belirtilerini tedavi eden bakteriler olacak" dedi. 

Parkinson hastalığı, beyin hücrelerinin alfa-sinüklein adı verilen aşırı miktarda protein biriktirdiği ve daha sonra ölmesiyle karakterize, nörodejeneratif bir hastalıktır. Hastalar motor fonksiyonlarını kaybederler, titreme ve titreme yaşarlar ve diğer fiziksel ve zihinsel etkiler çekerler. ABD'de bir milyon insan ve dünyada 10 milyondan fazla insan bu durumdan muztarip. Alzheimer sonrası dünyada ikinci sırada görülen nörodejeneratif hastalık (nörodejenerasyon, sinir sistemi dokularında meydana gelen bozukluk) olarak kabul edilir.

Genellikle genetik kaynaklı değildir, çoğunlukla çevresel faktörlerden etkilenir gibi görünür. Daha önceki araştırmalar, bağırsak bakterileri ile Parkinson'lar arasındaki bağlantıları ve bunun yanı sıra multipl skleroz gibi diğer hastalıkları da göstermektedir. Ancak hiçbir araştırma bu ikisinin nasıl bir ilişki kurabileceğini tam olarak göstermedi.


"3 farklı deney"


Araştırmacılar Parkinson’da beyin-bağırsak ilişkisini incelemek için 3 farklı deney tasarladılar.
Araştırmacılar Parkinson’a özgü protein olan alfa-sinükleini sentezleyen genetiği değiştirilmiş fareleri aldılar ve iki gruba ayırdılar. İlk grup tam mikrobiyoma sahipken (mikrobiyom bağırsaktaki bakterilere verilen isimdir) ikinci grubun bağırsaklarında hiç bakteri yoktur, bağırsakları tamamen bakterisizdir.
Bakterisiz olan fareler alfa-sinükleini tıpkı diğer grup gibi aşırı biçimde sentezliyor ancak beyinlerinde biriktirmiyorlardı. Bakterisiz fareler daha az hastalık belirtisi gösteriyor ve motor işlevleri ölçen testlerde daha başarılı oluyorlardı.
Ancak bağırsaklarında tam mikrobiyom barındıran fareler beyinlerinde alfa-sinüklein biriktiriyor ve Parkinson belirtileri gösteriyorlardı. İkinci aşamada, bütün fareler bağırsaktaki bakterilerin ürettiği bazı kısa zincirli yağ asitleriyle beslenmeye başladılar. Yani bakterisiz farelere bu gıdalar verilerek bakterilerin yapacağı etkiler taklit edilmek istendi.
Bakterisiz fareler hastalık belirtileri göstermeye başladılar.  Bu da akıllara, acaba bağırsaktaki bakterilerin ürettiği bu kimyasallar beynin durumunu kötüleştiriyor mu, sorusunu getirdi.
Üçüncü aşamada sağlıklı insanlardan ve Parkinson hastalarından alınan bağırsak bakteri örnekleri bakterisiz farelere verildi ve durumları izlendi. Fareler olağanüstü biçimde Parkinson belirtileri göstermeye başladı. Ancak sadece Parkinson hastalarından alınan örneklerin verildiği farelerde belirtiler görülüyordu. Sağlıklı kimselerden alınan bakteri örnekleri hastalık belirtilerine neden olmuyordu!
Uzmanlar üçüncü deneyin aslında bize çok şey anlattığını ifade ediyor ve ekliyor: “Burada önemli olan bakterilerin olması veya olmaması değil, bu bakterilerin türleri”.
Diğer bir deyişle, Parkinson hastalarının bağırsakları, hastalığın gelişiminde rol alan bazı bakterilere ya ev sahipliği yapıyor ya da hastalığı önleyecek bakterilerden yoksun. Bu özel türdeki bakterilerin belirlenmesi, hastalığın önlenmesi ve hatta tedavi edilmesi açısından çok büyük önem taşıyor. Uzmanlarsa bağırsaktaki bakterilerin araştırılmasıyla yeni tedavilerin geliştirilebileceğini belirtiyor.

Parkinson hastalarında bağırsak bakterilerinin örnekleri bunu mümkün kılmaktadır. Mazmanian, sağlıklı insanlarda bulunmayan bazı bakterilere sahip olma eğiliminde olduklarını ve sağlıklı insanlarda bulunmayan diğer bakterilere sahip olmadıklarını kaydetti.
İlerleme kaydeden Mazmanian ve ekibi, yararlı veya zararlı bakteri tanımlamasını ve hastalığa nasıl katkıda bulunabileceğini veya önlemede rol oynayacağını anlamasını ve hastalıklara karşı en iyi koruma sağlayan mikrobiyomu hangi yöntemlerle üretebileceğini belirtti.



2 Kasım 2011 Çarşamba

Aspirin Bağırsak Kanserini Önlüyor!

Aspirin

İskoçya'da yapılan bir araştırmaya göre; ileri derecede bağırsak kanseri riski taşıyanların her gün aspirin alması kanseri büyük oranda önlüyor.

   İskoçya’daki Newcastle Üniversitesi’nde, risk grubundaki 861 hastayla yapılan araştırmada, günde iki aspirinin iki yıl sonunda bağırsak kanseri vakalarını yüzde 63 oranında azalttığı görüldü.

Araştırma 1000 kişide bir görülen Lynch sendromlu hastalar üzerinde yapıldı. Bu hastaların bünyesi DNA’larındaki bozuklukları belirleyip onarmada zorluk yaratıyor, kanser riskini yükseltiyor. Lynch sendromlu hastalarda özellikle bağırsak, rahim ve mide kanseri daha yaygın olarak görülüyor.

Araştırmada, her gün 600 miligram aspirin verilen birinci grup hastalar arasında 19 tümör vakası ortaya çıkarken, aspirin almayan diğer grupta 34 vaka tespit edildi. Bu, vaka sayının yüzde 44 oranında daha az olması anlamına geliyor.

İki yıl süreyle aspirin alan hastalar içindeki değerlendirmede ise kanser vakalarının yüzde 63 azaldığı tespit edildi. Bu grupta Lynch sendromuyla bağlantılı kanser vakaları da yarı yarıya azaldı.

Araştırmaya öncülük eden Prof. John Burn, İngiltere’de 30 bin Lynch sendromlu yetişkin hasta olduğunu belirterek, "Bu kişilerin hepsine tedavi uygulanırsa 30 yıl içinde 10 bin kanser vakasını ve bu hastalıktan bin kişinin ölmesini engelleyebiliriz" dedi.

Burn, yan etkilere de dikkat çekerek "10 bin kanser vakasını önleme karşılığında 1000 mide ülseri ve 100 felç vakası birçoklarına göre fena bir şey olmaz" diye konuştu.

Prof. Burn, ailesinde bağırsak kanseri geçmişi olanların düşük dozda aspirin almalarını tavsiye etti.